19 Temmuz 2011 Salı

Gök Tanrı İnancı

            Gök Tanrı İnancı, tarihi Türk topluluklarının hepsinde görülen bir inanç sistemidir. Bu inanç, başka inançlarla hiçbir şekilde karışmaksızın bozkır Türk topluluğunun asıl dini olmuştur. Bu sistemde Tanrı, en yüksek varlık olarak inancın merkezinde bulunur.
            Gök Tanrı semavi, yüksek ve kudret gibi özellikler taşıyan  “Yüce Varlık” tır. Yüce Varlık, taşıdığı bu özellikle Tek Tanrı inancına temel oluşturur. Tek Tanrı inancı, tarihin erken devirlerinden beri Türklerde görülmektedir. Bu bakımdan Türkler manevi yönden her zaman en üst seviyelerde olmuştur. Eskiçağ’daki Tanrı anlayışı Türklerde yoktur. Tanrısal evliliklere rastlanmaz. Göktürk kitabelerinde Tanrının eşsiz oluşu ve yüce varlığı  “Tanrıya benzer Tanrı” ifadesiyle anlatılır.[1] Dede Korkut hikâyelerinde Tanrı ile ilgili sözler vardır. Hikâyelerde  “Yücelerden yücesin, kimse bilmez nicesin, Görklü Tanrı” şeklinde bahsedilir.[2] İşte bu ifadeler Türklerin Tek Tanrı inancına bağlı olduğunu gösterir.
            Bütün eski Türklerin ana kültü, gerçekten inandıkları ve taptıkları, Gök Tanrı inancı idi. Eski zamanlarda, başka inanç sistemleriyle temasa geçilmediği dönemlerde Tanrı inanılan en yüksek varlık olarak dinin merkezinde oturuyordu. Çin kaynaklarına göre, Türkler beşinci ayın ortalarına doğru Tamir nehri kenarında toplanıp göğün tanrısına adak adıyor ve çok sayıda koyun ve at kurban ediyorlardı. Göğün lütuf, irade, gazap özellikleri vardı.[3]
            Gök Tanrı inancının Türklerin tarihi boyunca dinin hâkim bir öğesi olduğu Tengri kelimesinden anlamaktayız. Tengri kelimesi, tüm Türk lehçelerinde değişik bir fonetik farkla bulunmaktadır. Tanrı kelimesi, Hun ve Göktürklerde “Tengri”, Uygurlarda  “Kün Tengri”, Yakutlarda “Tangara”, Kazan Türklerinde “Teri”, Soyonlarda “Ter” şeklinde telaffuz etmiştir. Böylece Gök Tanrı, Asya’nın doğu ucundan Orta Avrupa’nın içlerine kadar yer almış, dahası Türklerin bütün kabul ettikleri inanç ve dinlerde de varlığını sürdürmüştür.[4]
            Bütün bunlar gösteriyor ki, Türklerin değişmeyen inancı “Gök Tanrı” inancıdır. Gök Tanrı düşüncesi, toprağa yerleşmiş topluluklardan ziyade daha çok avcılık, çobanlık ve hayvancılık yapan göçebe topluluklara özgü olmuştur. Bu inancın kökeni, Asya bozkırlarında yaşayan göçebe topluluklardır.[5]
            Hunlar, Tabgaçlar, Göktürkler, Uygurlar gibi eski Türk boylarında kurban sunumunun başında ve açık olarak Gök Tanrı inancı gelmektedir.[6] Gök Tanrı hayatın içinde doğrudan değil dolaylı olarak rol oynar. Gök Tanrı dolaylı rol oynamasını hakanlara verdiği kut ve güçle gösterir.[7]

Gök Tanrı inancının kanıtı olarak yaşanmış bir olay gösterilmektedir. İbn-i Fadlan’ın 10.yüzyılda Oğuz Türklerini halifenin elçisi sıfatıyla ziyaret eder. Daha o zaman Müslüman olmayan Türkler, elçinin anlattıklarına göre bir haksızlığa uğradıklarında ya da zorlukla karşılaştıklarında başlarını yukarı kaldırıp Bir Tengri demektedirler. Şimdiden bu gelenek halen Türklerde sürmektedir.
Gök Tanrının Taşıdığı Özellikler
            Eski Türklerde inanılar ancak tek bir Tanrı vardı ve bu Tanrı’ya, saygı ifadesi olarak yüce Tanrı anlamına gelen Gök Tanrı denilmiştir. Şafağı söktüren, bitkilere can veren, insanların hayatlarını bağışlayan, dilediği zaman insanlara verdiği canı alan, cezalandıran, affeden odur. Atları, kuzuları çoğaltan, yeni doğmuş bir kuzunun sesini duyan, Türk milletinin kağanını o seçer. Türk Kağanına kut ve güç verir.[8]
            Göktürk kitabelerinde Tanrının özellikleri İslam dininde belirtilen Allahın sıfatlarına çok yakınlık göstermektedir. Tanrı sonsuz bir hayata sahiptir ezeli ve ebedidir. Tanrı her şeyi yaratır. Tanrı yaşatır ve öldürür. Tanrı üstün bir kudret sahibidir. Tanrı insan kaderine hâkimdir, insana güç, başarı, zafer verir. Tanrı her şeyi en iyi bilendir, insana bilgi verendir. Tanrı esirgeyici ve koruyucudur. Tanrı kulunun duasını kabul eder. İnsan Tanrının buyruğunda onun kuludur.[9]
            Gök Tanrının özelliklerinden özetle söz etmek gerekse şunlar söylenebilir: Gök Tanrı öncelikle tektir, eşi ve benzeri yoktur. Yaratıcıdır; bilinen ve bilinmeyen her şeyi o yaratmıştır. Savaşlarda onun iradesiyle zafere ulaşılır. İradesinde uzak olanları cezalandırır. Canlılara yaşam verir. Ölüm Gök Tanrının iradesine bağlıdır. Varlıklara yaşam verdiği gibi o canları geri almak ona mahsustur. İnsanlar ölümlü, Tanrı ise ebedidir.[10]


[1] Hüseyin Namık Orkun, Eski Türk Yazıtları, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1994, s.22.
[2] Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1998, s.82.
[3] Yıldız Kocasavaş,  “Gök Tanrı İnancı”, Türkler, c.3, s.326.
[4] Ünver Günay, Harun Güngör, Başlangıçlarından Günümüze Türklerin Dini Tarihi, Rağbet Yayınları, İstanbul 2003, s.36.
[6] İbrahim Kafesoğlu, Eski Türk Dini, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1980, s.56.
[7] Kafesoğlu, a.g.e., s.57.
[8] Hikmet Tanyu, İslamlıktan Önce Türklerde Tek Tanrı İnancı, Ankara Üniversitesi Yayınları,  Ankara 1980, s.9.
[9] Tanyu, a.g.e., s.28-34.
[10] İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, s.295.

4 yorum:

  1. Ey TÜRK, TİTRE KENDİNE DÖN. Gök Tanırı dışındaki tüm inançları insanlar pazar tahtasında satıp ondan menfaat elde ediyorlar, sahtekarlık diz boyunuda aştı. kendi uydurdukları cennetten tapu bile verip zavallı insancıkları kandırıyorlar.bunun adınada din yani inanç diyorlar. bir gün Gök Tanrının gazabı bu sahtekarları bulacağından eminim...

    YanıtlaSil
  2. allah müslümanların yanıda olduğu sürece ve gök tanrı dediğin kişi allah tarafında yaratıldığı zaman bile öyle birşey olamaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O GÖKLERİN VE KÂİNATIN YARATICISI bize iki kere tarih yazdırdı. Üçüncüyü de yazdırır. Siz hiç merak etmeyin onun öfkesi ve merhameti bu milletin damarlarındaki asil kanda dolaşıyor. 1453-1923-? gerisini siz düşünün!

      Sil
    2. Evet ya müslüman müslümanı katlediyor.İslam coğrafyasına bakarsan ne kadar barışçı din olduğu ortada.Gök Tanrı dini şiddet içermez doğra saygı insana ne olursa olsun sevgi besler..

      Sil